AZ728x90.jpg

Haberler

Actual Medicine

Son Araştırmalar Hormonlarımız ve COVID-19 Arasındaki Güçlü Bağları Ortaya Çıkardı

Pandeminin ortaya çıkmasından bu yana geçen 1 yıldan fazla süre boyunca elde edilen veriler endokrin sistemin COVID-19 enfeksiyonunda çok güçlü rol oynadığını gösteriyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Amerikan Endokrin Kongresi Eşbaşkanı Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

“Geçtiğimiz günlerde endokrin ve metabolizma hastalıklarının pandemi ile ilgili araştırma verilerinin değerlendirmesini Avrupa Endokrinoloji Derneği bilimsel raporu şeklinde Endocrine dergisinde yayımladık. Araştırmalar COVID-19’un hormon ve metabolizma hastalıkları ile kuvvetli ilişkisi olduğunu gösterdi. Özellikle obezite, diyabet gibi metabolik hastalıkların ve D vitamini eksikliğinin COVID-19 riskini artırdıkları ve enfeksiyona yakalanma durumunda hastalığın daha ağır seyretmesine yol açtıkları dolayısıyla tedavide özellikli gruplar oldukları ortaya çıktı. Diyabet, COVID-19’un ciddiyeti ve ölüm oranı ile ilişkili en sık görülen hastalıklardan biri olduğu için bu fenotipte önemli bir role sahiptir. Koruma için tedavi değişiklikleri de dahil olmak üzere dikkatli bir hastalık yönetimi gereklidir. Obezite, COVİD-19’a duyarlılığı ve olumsuz sonuç riskini artırmaktadır. Beslenme yönetiminin hem obezitesi olan hem de yetersiz beslenen hastalar için enfeksiyonun şiddetini direkt etkilediği ortaya kondu. D vitamini eksikliği, kalsiyum azlığı ve kemik kırıkları da, COVID-19 bağlamında hastalar için daha iyi izleme ve çözüme ihtiyaç duyulduğuna dair giderek artan kanıtlar gösteren diğer alanlardır.

Özetle, yeni verilerle COVID-19’un endokrin ve metabolik hastalıkların seyrini olumsuz etkilediğini ve tedavide salgın döneminde bazı değişiklikler yapmamız gerektiğini söyleyebiliriz.

Salgının sona ermesiyle birlikte salgın döneminde kronik hastalıkların takibinde yaşanan aksama ve gecikmelerin de önümüze önemli bir problem olarak çıkacağını bugünden görebiliyoruz. Hepimizin değişik öngörüleri olmakla birlikte bu sürecin kesin olarak ne zaman sona ereceğini bilmiyoruz. Hastalarımızın kendilerini takip eden merkezlerle gerekirse uzaktan erişim kanalları ile iletişim halinde olmaları, tedavi, ilaç ya da doz değişikliklerini doktorlarının önerisi olmadan yapmamaları gerekiyor. Alınan tedbirler ve artan aşılama hızlarıyla salgının bir süre sonra kontrol altına alınacağını biliyoruz. Ancak salgının biyolojik etkileri ortadan kalksa bile psikolojik etkileri çok daha uzun sürecek gibi görünüyor. Bugün artık COVID-19 yorgunluğu şeklinde tıbbi bir kavramı konuşuyoruz ve salgın sonrası travma ve stres ilişkili psikolojik bozuklukların artabileceğine işaret eden bilimsel veriler var.

Genel sağlığı, ideal vücut ağırlığını korumak ve bağışıklığı güçlü tutmak adına BUSE formülü ile ifade edilebilecek yaşam tarzı hem salgın döneminde hem de sonrasında son derece önemli: Sağlıklı, dengeli ve yeterli Beslenme, 6-8 saat kesintisiz gece Uykusu, Stres yönetimi, fiziksel mesafe kurallarına uyarak yeterli Egzersiz.”

GERİ DÖN

Gizlilik Beyanı

Yazarlar, Actual Medicine dergisi tarafından yukarıda istenen bilgileri sisteme yüklemeyi kabul ederler. Actual Medicine, kişisel bilgilerinizin gizliliği ve güvenliğini koruyacaktır. Herhangi bir kişisel bilgi sadece bu dergi ve bilimsel amaçlar için kullanılacaktır. Bu bilgiler başka amaçlarla kullanılmayacak ve üçüncü taraflarla paylaşılmayacaktır. Tek istisna, mahkeme kararları, taleplere karşı savunma hakları, yasadışı faaliyetlerden korunma ve benzeri yasal durumlardır.
Yazarlar; dergideki yenilikler, sağlık dünyasındaki gelişmeler, kongreler, sempozyumlar, toplantılar, seminerler ve farmakolojik gelişmeler hakkında Actual Medicine dergisinden gönderilecek yazılı, sözlü ve görsel bilgilendirme e-postası almayı kabul eder.